Amaç Maksimum Daralma Değildir
En sık aldığımız sorulardan biri şudur:
“Neden 4. veya 5. kaburgaya kadar şekillendirme yapmıyorsunuz?”
Cevap oldukça basittir.
Amacımız mümkün olan en agresif daralmayı elde etmek değildir. Amacımız; normal anatomiyi, solunum mekaniklerini ve göğüs duvarının uzun vadeli fonksiyonlarını koruyarak elde edilebilecek en yüksek estetik iyileşmeyi sağlamaktır.
Bu nedenle asıl soru:
“Ne kadar şekillendirilebilir?”
değil,
“Ne kadar şekillendirilmelidir?”
sorusudur.
Tüm Kaburgalar Bel Hattına Aynı Derecede Katkı Sağlamaz
Her ne kadar tüm kaburgalar göğüs kafesinin bir parçası olsa da, vücut konturuna katkıları aynı değildir.
Alt kaburgalar; bel genişliği, alt göğüs konturu ve göğüs ile karın arasındaki görünür geçiş üzerinde çok daha büyük etkiye sahiptir.
Bu nedenle çoğu zaman yalnızca alt kaburga kafesinin şekillendirilmesiyle, üst göğüs bölgesine müdahale etmeye gerek kalmadan belirgin bir bel incelmesi elde edilebilir.
Birçok hastada estetik kazanımın büyük bölümü üst kaburgalardan değil, alt kaburgalardan gelir.
Diyafram Önemli Bir Anatomik Sınır Oluşturur
Diyafram, göğüs boşluğunu (toraks) karın boşluğundan ayıran büyük bir kas yapısıdır.
Diyaframın üzerinde:
- Akciğerler
- Kalp
- Mediastinal yapılar
bulunur.
Diyaframın altında ise:
- Karaciğer
- Mide
- Dalak
- Bağırsaklar
yer alır.
Bu bölümler birbiriyle bağlantılı olsa da biyomekanik açıdan oldukça farklı davranırlar.
Bu farkı anlamak, tedavi felsefemizin temelini oluşturur.
Karın Boşluğu Son Derece Uyum Sağlayabilen Bir Yapıdır
Karın boşluğu oldukça esnek ve uyum sağlayabilen bir bölgedir.
Yaşam boyunca hacminde önemli değişikliklere adapte olabilir.
Bunun en belirgin örneği gebeliktir. Hamilelik sırasında karın boşluğu büyük ölçüde genişlerken organ fonksiyonları normal şekilde devam eder.
Karın organları yer değiştirebilir, yeniden konumlanabilir ve zaman içerisinde uyum sağlayabilir.
Bu adaptasyon yeteneği, karın konturunda önemli değişiklikler yapılmasına rağmen organ fonksiyonlarının korunmasına olanak tanır.
Göğüs Boşluğu Farklıdır
Göğüs boşluğu çok farklı prensiplere göre çalışır.
Karın boşluğunun aksine, akciğerleri, kalbi ve büyük mediastinal yapıları içeren nispeten sabit bir bölmedir.
Akciğerler her gün binlerce kez genişleyip daralır ve normal solunum fonksiyonu; kaburga kafesi, diyafram ve göğüs duvarının koordineli hareketine bağlıdır.
Bu nedenle göğüs kafesi boyutlarını değiştiren her girişim yalnızca estetik açıdan değil, fizyolojik açıdan da değerlendirilmelidir.
Üst kaburgalarda yapılan kapsamlı şekillendirmelerin uzun dönem etkileri henüz tam olarak ortaya konmamıştır. Ancak göğüs hacminin aşırı azaltılması teorik olarak göğüs boşluğu hacmini ve solunum mekaniklerini etkileyebilir.
Göğüs cerrahları olarak bu konuların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Farklı Cerrahlar Farklı Üst Sınırlar Belirleyebilir
Hastalar zaman zaman 4. veya 5. kaburgaya kadar şekillendirme yaptığını belirten cerrahlarla karşılaşabilirler.
Teknik açıdan bakıldığında bu işlemler elbette mümkündür.
Göğüs cerrahları olarak göğüs boşluğunun her bölgesinde çalışıyor ve üst kaburga anatomisini çok iyi biliyoruz.
Dolayısıyla sınırlayıcı faktör teknik yeterlilik değildir.
Asıl fark cerrahi felsefeden kaynaklanmaktadır.
Bazı cerrahlar maksimum estetik daralmayı önceliklendirir ve bu nedenle şekillendirmeyi üst göğüs bölgesine kadar genişletebilir.
Ribella’da ise yaklaşımımız farklıdır.
Biz kaburga kafesini yalnızca vücut şeklini belirleyen bir yapı olarak görmüyoruz. Aynı zamanda onu solunum sisteminin işlevsel bir parçası olarak değerlendiriyoruz.
Bu nedenle her tedavi planında estetik hedefler ile anatomik ve fizyolojik gereklilikler arasında denge kurulmalıdır.
Neden Genellikle 7. Kaburga Üst Sınırımızdır?
Çoğu hastada alt kaburgalar, elde edilebilecek bel incelmesinin büyük kısmını sağlar.
Aynı zamanda bu kaburgalar, daha üst seviyelerdeki kaburgalara kıyasla göğüs mekaniklerini etkileme potansiyelinin daha düşük olduğu bir bölgede yer alır.
Bu nedenle Ribella prosedürü genellikle alt kaburga kafesine odaklanır ve çoğu vakada üst sınır olarak 7. kaburga tercih edilir.
Bu yaklaşım, estetik iyileşmeyi en üst düzeye çıkarırken göğüs fizyolojisine karşı temkinli ve saygılı bir yaklaşımı korumayı amaçlar.
Bizim görüşümüze göre bu yöntem, etkinlik ve güvenlik arasında en uygun dengeyi sağlar.
İstisnalar Var mı?
Evet.
İnsan anatomisi önemli ölçüde farklılık gösterir.
Her hasta için geçerli olan evrensel bir kaburga seviyesi yoktur.
Bazı bireylerde, özellikle uzun boylu hastalarda, ameliyat öncesi BT görüntülemeleri diyaframın kaburga kafesine göre normalden daha aşağıda konumlandığını gösterebilir.
Bu gibi dikkatle seçilmiş vakalarda, aynı fizyolojik prensiplere bağlı kalınarak şekillendirme 5. kaburgaya kadar uzatılabilir.
Karar hiçbir zaman sabit bir kurala göre verilmez.
Karar tamamen hastanın bireysel anatomisine göre verilir.
Felsefemiz
Ribella’da en iyi sonucun her zaman en agresif sonuç olduğuna inanmıyoruz.
Bizce en iyi sonuç;
- Estetik
- Anatomi
- Fizyoloji
- Uzun vadeli sağlık
arasındaki en doğru dengedir.
Göğüs cerrahları olarak sorumluluğumuz yalnızca daha ince bir bel oluşturmak değildir.
Sorumluluğumuz, nefes almayı mümkün kılan anatomik yapılara saygı gösterirken mümkün olan en iyi estetik sonucu oluşturmaktır.
Fark, neyin şekillendirilebileceğinde değil; neyin şekillendirilmesi gerektiğindedir.